Güreş şehri: Venedik!

Flood of Venice

Venedik Kanalı

Venedik benim için her zaman dünyada eşi benzeri olmayan, gizemli bir şehir olarak kalacak sanırım. Bu bir serinin bir parçasıdır, ilgini çekiyorsa Bolonya ile ilgili yazımı da okumanı tavsiye ederim: http://www.anatoliannomad.com/tr/bolonya-hakkinda-soyleyecegim-hersey/

İnsan başlığı okuyup makaleye girdiğinde bir afallıyor, güreş ve Venedik? Ne alaka ya? Venedik Romantizmin başkenti değil miydi? Belki dünyanın geri kalanı için öyle ancak ben ve iki arkadaşım için Venedik güreş şehridir. Couchsurfing’i (CS) bildiğinizi varsayarak başlıyorum yazıma, bilmiyorsanız konu ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz.

Bu olayın yaşandığı zamanda yaklaşık 1 senedir CS üyesiydim. İstanbul’daki öğrenci evimizde ilk bir senem boyunca bir çok gezgini ağırladım ancak o güne kadar hiç kimse tarafından ağırlanmamıştım. Venedik benim için bir ilkti. Sistemin nasıl çalıştığını bilmem tabi benim için işleri kolaylaştırdı ve beraber 30’a yakın mesaj yolladık, Venedik’te gezginleri ağırlamak istezen ev sahiplerine. Malesef bunlardan sadece üç tanesi bize geri dönüş yaptı ve bunlardan sadece bir tanesi olumluydu. Sonuçta konaklamak için bir kişinin evet demesi yeterli, değil mi?

Sanırım Venedikteki ev sahibimiz Massimo hakkında uzunca bir roman yazabilirim. Massimo’nun evinde kalabilmemiz için tek bir şartı vardı; misafirlerin kendi aralarında güreşmeleri! Tabi bizim kültürümüz güreş ile iç içe olmasından dolayı ben kardeşlerimle ve arkadaşlarımla daha önce sık sık güreşmiştim. Bu sebeple bana hava hoş tabi. Ama İtalyan arkadaşım Biagio ve Leh arkadaşım Kuba için çok alışılmadık bir olaydı. Tabi her ne kadar alışkın olsam da üçümüz de durumdan korkuyorduk. Eminim bunu okuyan sizlerde neden korktuğumuzu ve çekindiğimizi anlayabiliyorsunuzdur. Couchsurfing çoğunuz için belki kabul edilemez bir oluşum olabilir, kendinizi güvenli hissetmeyebilirsiniz hatta ve hatta binbir türlü insan var ya sapığına denk gelirsem? gibi sorular kafanızda dönüyor olabilir. İçinizi rahatlatayım, şu güne kadar 100 e yakın insan ile tanıştım Couchsurfing üzerinden ve Massimo bunlar arasındaki en garip ve aynı zamanda en orjinal kişilikti. Biz Massimo’nun yanında kaldığımız zamanlarda benim CS üzerinde sadece 15 tane referansım var iken kendisinin 600’den fazla olumlu referansı var idi ve bu kadar olumlu ise biz de denemeliyiz! düşüncesi ile yola çıkarak Massimo’nun çılgın teklifini kabul ettik.

Flood of Venice

Venedik’teki su baskını

Yeni başlayanlar için (yani biz) olimpik güreş çok yorucu. Her ne kadar çok zor değilmiş gibi görünse de rakibini hareketsiz konuma getirebilmek için vücudundaki tüm kasları kullanmak gerekiyor. Boy kilo faktörü çok önemli. Kuba beni pek çok sefer alt etti ve Biagio birkaç raundun sonunda pes ederek kenara çekildi. Aslında şimdi baktığımda çok de kötü değildi couchsurfing güreşi. Massimo ve güreş sevdası benim daha açık fikirli bir insan olmama katkıda bulunduğunu kesinlikle inkar edemem.

Massimonun evinde iki gece geçirdikten sonra Mestre’deki hostelimize yerleştik. Tabi ki bir çok turistik bölgeyi ziyater ettik ama esas ilginç olan bizim gittiğimiz günden hemen önceki günlerde Venedik tarihindeki en yüksek su baskınlarından biri yaşanmıştı ama şehrin buna alışkın olduğunu dükkanlardan rahatlıkça görebiliyorsunuz. Yerden 50 cm yüksekliğe kadar hiç mal koyulmuyor ve kapıların yanında hemen kapının ağzını tıkamak için ahşap plakalar hazırda bekliyor.

Aslında Venedik’e gitmemizin asıl sebebi Venedik Mimarlık Bienali idi. Bienal kelime anlamı iki senede bir yapılan şey olarak çevrilebilir ve iki senede bir gerçekleştiriliyor bu Mimarlık Bienali de. İki parçadan oluşmakta Arsenale (sergiler) ve Pavillions (köşkler diyebiliriz sanırım). Köşk kısmını ben açıkçası çok sıkıcı buldum, sanki düzenleyen kişiler fikirlerini bitirmiş ve hep birbirine benzeyen anlam yüklemesi zor parçalardan oluşmakta idi. Sergi kısmı ise köşklerin aksine çok ilginç ve güzeldi. Açıkçası keşke köşkleri hiç ziyaret etmeyip sadece sergileri ziyaret etsem de olurmuş sanırım. Yine de genel olarak Bienale katıldığıme çok mutlu oldum normalde tek başıma iken yapmayacağım bir aktivite olduğu için benim için çok ilginç bir deneyim oldu. Vakti olan ve denk gelen herkese tavsiye ederim, tabi vaktiniz yoksa Venedik’in kendini gezmek daha mantıklı olacaktır.

Son olarak Venedik hakkında izlenimlerimden bahsedecek olursak: Venedik gerçekten eşi benzeri olmayan güzellikte bir şehir. Ancak şehir tamamen turist dolu. Şehrin yerlisine rastlamak neredeyse imkansıy diyebilirim. Çünkü sehirde turizm dışında herhangi bir gelir kaynağı yok gibi görünüyordu. Ek olarak yemek, konaklama, etkinlikler herşey gereğinden fazla pahalıydı. Yine de Venedik’e bir daha gitmek isterim!

İkinci Venedik maceramı okumak için tıklayın!